preload logo
Peygamber Sevdalıları Vakfı
"O'nu Örnek Almadıkça İnsanlık Huzur Bulamaz"
Menu

We are apologize for the inconvenience but you need to download
more modern browser in order to be able to browse our page

Download Safari
Download Safari
Download Chrome
Download Chrome
Download Firefox
Download Firefox
Download IE 10+
Download IE 10+

- Üç Kadın ve Üç Anne -

“Ey mübarek çocuk(s.a.v)! Ey dünyaya bulaşmadan uçup giden güvercinim...

Yavrucuğum! Eğer rüyada gördüklerim çıkarsa sen bütün insanlığa gönderilecek ve helal ile haramı öğreteceksin. İnsanları hakikate ulaştıracaksın. Atan İbrahim’in dininden olacaksın. Allah seni bütün putlardan ve putperestlikten koruyacaktır. Senin davan insanlık durdukça devam edecektir.

Her canlı ölecek, her yeni eskiyecek, her yaşlı dünyadan ayrılıp gidecektir. İşte ben de ölüyorum. Fakat adım ebediyen kalacak. Çünkü arkamda hayırlı ve tertemiz bir evlat bırakıyorum. “ demiş ve hayata gözlerini yummuştu Amine... Amine tam altı yıl yaşamıştı seni. Şimdi ise senden geçiyordu. Geçerken de Ebva’yı ağlar, Ümmü Eymen’i yalnız, seni ise yetim bırakıyordu. Annen Ümmü Eymen’e seni emanet ederken... Gerçi seni mi Ümmü Eymen’e emanet ediyordu yoksa Ümmü Eymen’i mi sana? Hanginiz daha bahtiyardı? Daha doğrusu Allah hanginizin daha çok yardımcısıydı?

Ümmü Eymen diyoruz şimdi. Annenden sonra annen. Sen böyle tasvir ediyordun ya hani. Onu gösterip diyordun ya “O benim ailemden arta kalandır” diye... İşte ben de öyle yazıyorum. Bir gün oturmuş ağlıyorsun. Çünkü elinde bir çocuk inliyor, hastadır canı yanıyor. Dayanamıyorsun... Bir de bakıyorsun ki Ümmü Eymen de ağlamakta... “Sen niye ağlıyorsun?” diye sorduğunda “Allah Resulü ağlarken ben nasıl ağlamam?” diyor kinci annen. Kısacası Ümmü Eymen eşittir gülmesi Sen, ağlaması Sen...

Halime’yi de geçmek istemem doğrusu. O’nu atlamaktan haya ederim ben. Ne de olsa önce Allah’a sonra ona emanet etmişlerd seni, ki bu kadın ücretine talipti aslında muhtaçtı çünkü. Ama Halime, maksadının dışına çıkıyordu. Sütanne olmuştu aşkından pervane... Kışın ocağı, yazın rüzgarı, etrafında sanki bir cariye... Zira zaman kısadır, vakit yok, azdır süresi... Mekke yolu görünmüştür işte, yine ayrılık vakti...

Gönlümün padişahı olan Peygamber, sancım özlemim sanadır Sevgilim! Sen olmasaydın yaratılmazdı kainat.... Şimdi şu yoldan çıkar da gelirsin diye seyre dalıyorum. Yazıyorum çünkü söylemeye utanıyorum Sevgilim! Utanıyorum...

Bir Amine olamam ki ben “keşke o zaman yaşasaydım da...” diyeyim. Yapamazdım öyle Ebva’da ‘niye niye’ diye kendimi döverdim. Yapamazdım Halime olamazdım hiç götüremezdim ki seni. Mutluluğu bulmuşken yürüyebilir miydi ki dizlerim? Uzanır mıydı ailene, seni teslim eden ellerim? Hele Ümmü Eymen... Annen isem annelik yapmak isterdim. Sana doyasıya bakmak, o gül kokunu almak, göz yaşlarıyla ellerine sarılmak...

Üç kadın ve Üç anne... Ben onlar kadar sabırlı değilim... Bunun için seni cennette isterim. Seni doğurursam ölmeyeyim. Annensem seveyim, yanımda kal teslim etmeyeyim. Cennette isterim seni Ey Yürüyen Kuran!

‘Hiç bitme’ dileğim...